26 Ekim 2014 Pazar

oglumun arkadasına ders

     Evde temizliğe girişmiştim o gün… Üzerimde bir tişört, bir pantolon uğraşıp duruyordum. Bitirmek üzereyken kapı çalındı, söylenerek gidip kapıyı açtım. Oğlumun liseden arkadaşı Sinan vardı kapıda… Evde buluşup bilgisayara bakacaklarmış, ama benimki birkaç arkadaşıyla halı saha maçına gitmişti, evde yoktu.
         - “Hakan bir iki saate kadar gelir. Gel sen onun odasına geç. Yabancı değilsin nasıl olsa…” diyerek içeri aldım.
                        Mutsuz Bir Ev Orospusu
         Çoğu zaman birbirlerine gider gelirler, bilgisayar başında oyunlarla vakit geçirirlerdi. Tabi her ergen gibi benim azgın oğlum Hakan da, kankası Sinan da pornoya falan acaip ilgi duyuyorlardı. Birkaç kez kendilerini kaptırıp hoparlörün sesini kısmayı unutmuşlardı. İçeriden gelen inlemelerden internetten indirdikleri porno filmi izlediklerine tanık olmuştum. Yaşları icabı normaldir diye yüzlerine vurmamıştım çocukların. Dışarıya gidip başka şeylere bulaşmasınlar da, varsın seks filmi izlesinler, mastürbasyon yapsınlar… Hem benim azgın oğlumun da normal bir erkek olarak gelişimini sürdürmesi, bir anne sıfatıyla hoşuma gidiyordu.
         Hoşuma giden bir başka şey de, Sinan’ın her geldiğinde kaçamak bakışlarla beni süzmesiydi. 16 yaşında bir ergenin ilgisini çektiğime göre bende iş vardı demek ki… Eh, doğal kızıl saçlı, yeşil gözlü, dolgun balık eti vücutlu, büyük göğüslerim ve dolgun kalçalarımla pek ilgi çekmeyecek kadın değildim doğrusu… Dışarı çıktığımda erkeklerin bakışlarını üzerimde hissetmenin yanında bu yeni yetmelerin de hayran  hayran bakmaları gururumu okşuyordu.
         Zorla mutfağa aldım Sinan’ı… Bir parça börek, kola çıkarıp verdim. Teşekkür etti. O verdiklerimi yerken mutfakta oyalandım. Keratanın gözleri yine benim üstümdeydi. Kaçamak kaçamak bana bakıyordu, farkındaydım. Anlaşılan en yakın arkadaşının annesi olmamı pek takmıyordu kafaya… Hınzır bu kadar dikkatle baktığına göre, kimbilir, mastürbasyon yaparken beni hayal ediyordu belki de…
                        Mutsuz Bir Ev Orospusu
         Holdeki boy aynasının önüne gidip kendime baktım. İçime sütyen giymemiştim rahat etmek için… Kabarık, koyu renkli meme uçlarımın olduğu gibi göründüğünü fark ettim. Demek bunun için sürekli bana bakıyordu. Bu arada Sinan mutfaktan çıkıp yanıma geldi,
         - “İzin verirseniz, ben Hakan’ın odasına gidip bilgisayara gireyim o gelene kadar…” diyerek izin istedi.
         - “Tabi, istediğini yap Sinancım, izine gerek yok…” dedim.
         Oğlumun odasına kapandı. Ben de kalan bir iki işi bitirip kendime çay demledim. Bir bardak çay içip dinlendim. Sonra aklıma Sinan geldi. Hem çay içireyim, hem de bir bakıp kontrol edeyim diye düşündüm. Odaya yaklaştığımda her zaman olduğu gibi, yine bilgisayarın sesi kısık da olsa, izlediği seks filminden gelen sesleri, inlemeleri duydum. Niye kulaklık kullanmıyordu bu çocuklar böyle… Merakıma yenik düştüm, eğilip anahtar deliğine gözümü dayadım.
         Sinan bilgisayar masasına oturmuş, ekrana gözlerini dikmişti. Eli önünde, sürekli hareket halindeydi. Gülmemek için kendimi zor tuttum. Ah şu ergenlik… Buldukları her fırsatta mastürbasyon yapıyorlardı. Üstelik benim duyabileceğimi de düşünemiyordu geri zekalı azgın… Bak sen şu pisliğe… Filmdeki sikilen kadının zevk feryatları biraz yükselince eli sikinde, telaşla kalkıp sesi biraz daha kıstı. Şimdi pek duyulmuyordu.
                        Mutsuz Bir Ev Orospusu
         Ama şimdi de kapıya doğru dönen Sinan’ın sıvazlayıp durduğu erkeklik organı görüş açıma girmişti. Gözlerim faltaşı gibi açılıverdi. Ne kadar büyüktü bu oğlanın siki… Aleti dimdik havaya kalkmış, iki eliyle avuçladığı halde bir kısmı meydanda kalıyordu. Offf… Manzarayı görünce içim bir hoş oldu.
         İkimiz yalnızdık koca evde… Oğlanı ergen diye suçluyordum ama ben de otuzunu geçmiş bir kadın olarak ondan farklı değildim pek…   Kadınlık hormonlarım zirvelerde geziniyordu son zamanlarda… Doymak bilmiyordum. Kocamı taciz edip duruyordum sürekli… Adamcağız şikayete başlamıştı benden; sıklaşmaya, gecelerimizi kaplamaya başlayan seks yaşantımızdan….
         - “Ne oldu sana böyle? Doymak bilmiyorsun… Bitirdin beni, iliklerimi kuruttun… Sürekli seks istiyorsun… Bırak, biraz uyumam gerek…” diyor, benden kaçıyordu.
Mutsuz Bir Ev Orospusu
         Genç kızlık, yeni evlilik dönemini geçmiştim, bir çocuk doğurmuş, ömrümün yarısında şarap gibi yıllanmış, tatlanmıştım bence… Seksi de tadına vararak, değişik şeyler, fanteziler, pozisyonlar uygulayarak, aldığımız zevki arttırarak yapmak istiyordum. Doyumsuz bir kadın haline gelmiştim.
         Ev halkının işte, okulda olduğu gündüz vaktimin çoğunu bilgisayarın, internetin başında geçirir olmuştum. Oğlanın bilgisayarındaki gizli klasörlerinden erotik resimler, filmler, pornolar, hikayeler… İnternette tanımadığım insanlarla, erkeklerle, hatta kadınlarla kimliğimi saklayarak seks muhabbetleri…
         Ve… Utanıyordum bundan ama, kendimi tutamıyordum,  webcam programları… Bacaklarımın arasına odakladığım kameradan yüzümü göstermeden, azgınlıktan dumanı tüten, koca yaraklı yabancı erkeklerin karşısında amımı götümü okşayarak, parmaklayarak teşhirler, karşılıklı mastürbasyonlar, takma adımı haykırarak boşalmaları, benim orgazmlarım…
                        Mutsuz Bir Ev Orospusu
         İşte, oda kapısının anahtar deliğinden oğlumun arkadaşının mastürbasyon yapmasını röntgenlerken bu duygular vardı içimde… Oğlanın uzun sikini görünce ateşim yükselmişti. Elimi apış arama götürüp pantolonun üzerinden amıma bastırdım. Kasıklarıma kan yürümüştü sanki… Alev alev yanıyordu, kadınlığımın dudaklarının şiştiğini hissediyordum… Sıkıp bıraktım, ovaladım. Fayda etmedi. Ateşim daha da arttı. Duramıyordum. Vajinamın içleri kaşınıyordu sanki, kaşıyacak bir şeyler istiyordu. Libidom tavan yapmıştı. Arzular şelale derler ya…
Mutsuz Bir Ev Orospusu
         Dudaklarımı ısırarak, amımı ovalayarak anahtar deliğinden baktım bir süre… Daha fazla dayanamayacaktım. Doğruldum, hızla yatak odasına gittim. Aceleyle üstümdekileri çıkarıp ince kumaşlı kloş bir mini etekle, ip askılı bir bluz geçiriverdim. Yine sütyen yoktu, tanga külodum vardı sadece içimde… Seks isteğiyle kabarıp sertleşen meme uçlarımın belirginleşmesine, sütyensiz bluzun üstünden görünmesine aldırmadım. Kötücül amaçlarıma daha uygundu bu görüntü…
                        Mutsuz Bir Ev Orospusu
         Saçlarımı şöyle bir havalandırıp bir iki kızıl renk ruj darbesi, baharatlı, erotik bir parfüm bulutuyla işimi bitirdim. Koşar adım odaya gittim. Bir saniye durup sakinleştim, sonra kapıyı aniden açıverdim. Benim ufaklık kapının tokmağı oynadığı anda panik olmuş, bilgisayardaki filmi kapatmayı becermiş ama havaya kalkmış azman sikini gizleyememişti… İki büklüm olup pantolonun içine sikini zorlukla sokmaya çalışırken ben göreceğimi görmüştüm.
         - “Sinan, çay içer misin diyecektim…” dedim içeri girdiğim anda… Sonra şaşırmış gibi yapıp kaldım. Oğlanın yüzü kıpkırmızı olmuş, utancından yerin dibine geçsem mi moduna girmişti… Yanına gittim, gülümseyerek,  
         - “Neden utanıyorsun Sinan?” diye sordum. .
         - “Şeyy…” diye kekeledi. Başka bir şey söyleyemedi, sustu kaldı. Elimi omzuna koyarak okşadım, bir büyük, bir öğretmen havasıyla,
         - “Bak, bunda utanacak bir şey yok canım… Bu doğaldır. Her genç ergenlik döneminde, hatta sonrasında da bunu yapar. Yalnız değilsin yani, merak etme… Daha önce benim Hakan’ı da çok yakaladım bu şekilde… Sakın kafana takayım deme… Ailene de söylemem, merak etme…” diyerek rahatlatmaya çalıştım. Gerçekten biraz rahatlamış görünüyordu.
         - “Ne izliyordun peki bu kadar merakla? Ben de merak ettim seni böyle etkileyen filmi… Açsana şunu…” dedim…
         Sanki dişi sinek görse sikleri kalkan bu ergenlerin, etkilenmek için film seyretmeleri gerekiyormuş gibi… Bu ufaklığın altına yatabilmek için ortam yaratmak istiyordum sadece…
         İzlediği filmi açtı. Kocaman sikli bir porno yıldızı, uzun kızıl saçlı, yeşil gözlü bir kadını evire çevire sikiyordu. Omuzunun üzerinden uzanıp, göğüslerimi özellikle bastıra bastıra mausu elinden okşarcasına aldım, sesi biraz daha, iyice açtım. Adam dakikalarca feryat figan becerdi kadını, son anda sikini çıkarıp kadının ağzına verdi ve boşaldı…
Mutsuz Bir Ev Orospusu
         Sinan bilgisayarın önündeki koltukta oturuyordu, bense elim onun omzunda, kalçamı onun gövdesine yaslayarak, kadının orgazm feryatlarından etkilenmiş gibi yaparak omuzunu okşaya okşaya izlemiştim videoyu… 
         Sinan’ın  yüzü kıpkırmızıydı. Alnında boncuk terler birikmişti heyecandan… Kotunun önündeki kabarıklıksa hala aynı şekilde duruyordu. Film mi etkilemişti oğlanı bu kadar, yoksa filmi benimle yapışık bir halde izlemesi mi?
         Ben de ondan farklı değildim. Filmdeki sahneler, sikişme  sesleri, kadının şehvetli inlemeleri, adamın hırıltıları beni de kendimden geçirmişti. Saç diplerime varıncaya kadar tüm vücudum yangın yeri gibi olmuş, yanıyordu adeta… Video bitince Sinan’a kısık sesle,
         - “Hımmm… Güzel filmmiş…” dedim. “Peki sen böyle şeyler yaptın mı hiç Sinan? Bir kadınla seks yaptın mı?” diye sordum alacağım yanıtı bile bile…
         - “Yapmadım Gül abla…” dedi utana sıkıla….
         - “Ee, o zaman bu kadar azman normal…” dedim.
         Demin dışarıda gezen, şimdi pantolonun içinde, önünü kabartan sikine tepeden, omzunun üstünden baktım. Yutkundum. Yakından görmek istedim onu….
         - “Ayağa kalksana…” dedim. Ayağa kalktı, önümde durdu. Ama yüzüme bakamıyordu. Elimi çenesine götürüp başını bana çevirdim, gözlerinin içine baktım.
         - “Sen şimdi hiç çıplak kadın da görmemişsindir” Başını sallayarak onayladı beni… “Peki ben o filmdeki sevişen kadından güzel miyim?” diye sordum. Afallayıp yüzüme baktı. Güldüm, 
         - “Cevap versene bana… Her fırsatta bana bakıp duruyorsun, farkındayım. Senin ilgini çekiyorum demek ki… Söylesene, sence güzel miyim ben, bakılacak kadar seksi miyim?”
                        Mutsuz Bir Ev Orospusu
         - “Evet…” diye kekeledi. “Güzelsiniz Gül abla… Çok güzelsiniz… Tapıyorum size… Hayallerimin kadınısınız… Bu filmi bile kadın size benzediği için seçtim, kaydettim. Tekrar tekrar izliyorum.” Güldüm,
         - “Kadını görünce anlamıştım zaten… Peki o zaman, sen de o koca sikli adamdan daha iyi olduğunu ispatla…” dedim, önünde diz çöktüm.
         Şaşkın şaşkın bana bakıyordu. Ellerimi pantolonun kemerine götürüp telaşla açtım, düğmesini fermuarını açıp pantolonunu külotla beraber biraz aşağıya sıyırdım. Kalkık siki külottan kurtulur kurtulmaz yay gibi dışarıya fırlayıp yüzüme, dudaklarıma çarptı. Yakından bakınca daha da büyük göründü gözüme alet..,
         - “Vay be…” diye yutkundum. “Seninki baya büyükmüş Sinan…?” Heyecandan titriyordu koca yaraklı minik kuşum… Elimle sikinin gövdesini tuttum, parmaklarımın arasında kutsal asa varmış gibi, özenle… “Şşşt… Sakin ol bakayım… Korkma benden…” diyerek yatıştırmaya çalıştım gülümseyerek…
         - “Korkmuyorum Gül abla… Ama çok heyecanlıyım, ilk kez, ondan…” dedi o da, kekeleyerek… İnceli kalınlı ergen sesi karıncalı çıkmıştı, öksürerek boğazını temizledi…
         Dizlerimin üstünde duruyordum, yukarıya, yüzüne baktım. Yüzünde korku, utanç, zevk ifadeleri, dalgalar halinde gidip geliyordu. Sikinin gövdesini tutup ağzıma götürdüm. Dilimin ucunu başına değdirdim yavaşça… Dilimin sıcaklığını, ıslaklığını hissedince zevkle inledi. Başından aşağıya dilimle okşaya okşaya indim. Sarımsı tüylerle kaplıydı kasıkları… Belki traş bile olmamıştı daha…
Mutsuz Bir Ev Orospusu
         Tekrar yukarıya çıktım, başını ağzımın içine hapsettim. Emdim. Ağzımın içinde dilimle yaladım. Bir yandan da gövdesinde, yumurtalarında parmaklarımı gezdiriyordum. Fazla sürmedi ama… Çocukcağız sanırım hayatında yaşadığı bu ilk orala daha fazla dayanamadı, dizleri titreye titreye, saçlarımı okşayarak boşalmaya başladı.
         Ağzıma boşalttığı her sperm hücresini yalayıp yuttum. Öyle çok boşaldı ki… Sonra da dizlerinin bağı çözüldü herhalde, kendini yere bıraktı, sırt üstü uzandı kaldı… Nefes nefeseydi yattığı yerde…
         Ayağa kalkıp yanına gittim. Yüksek topuklu terliklerimle göğsünün iki yanına ayaklarımı koyup tepeden baktım ona… Kloş mini eteğimin altından tüm çıplaklığıyla bacaklarımı, kadınlığımın dudakları arasında kaybolan kırmızı tanga külodumu seyrediyordu yattığı yerde… Güldüm, .
         - “Ne kadar çok akıttın öyle?” dedim. “Epeydir boşalmıyorsun herhalde, dilimin okşamalarına bir dakika bile dayanamadın, baksana… Keşke önceden söyleseydin bana… Sana yardımcı olurdum, bu kadar beklemene gerek kalmazdı…”
Mutsuz Bir Ev Orospusu
         Hala şaşkın şaşkın bakıyordu bana… Bakışları bir yüzüme, bir bacak arama gidip geliyordu. Eğilip ellerimi uzattım, çekip yavaşça yerden kaldırdım.
         - “Sen şimdi hiç çıplak bir kadına dokunmamışsındır da…” diyerek ellerini aldım, ip askılı incecik bluzumun üzerinden sütyensiz memelerimin üzerine koydum, bastırdım. Gözleri iri memelerimde gezinirken parmakları hareketlenmeye, onları sıkıp mıncıklamaya ve aynı anda kasıklarıma bir sertlik değmeye başladı. Az önce ağzımda boşalan yarı inik erkekliği bir anda eski sertliğine kavuşuvermişti. Bunu görünce güldüm, elimi aramıza sokup sertliğini okşadım,
         - “Bak sen yaramaza… Doymak bilmiyor bu… Yine istiyor ha?” dedim.
         Sinan iki eliyle memelerimi okşarken ben de belinden tutup kendime çektim. Kabarmış, sertleşmiş organı eteğimin altından bacaklarımın arasına girdi. Apış aramdaki sertliği, yakan sıcaklığı hissedince inledim ben de… Bacaklarımı sımsıkı kapatıp o sertliği zevk üçgenimde sıkıştırdım, hapsettim. .
         - “Nasıl güzel mi? Daha önce yapmış mıydın böyle bir şey?”
         - “Hayır…” dedi. “Hayatımda ilk kez bir kadının orasına şeyim değiyor.”
         İlk kez bir kadına, en samimi okul arkadaşının annesinin amına değiyordu aleti ve sikinin başının arkama kadar uzandığını hissedebiliyordum.  Memelerimi okşayan ellerini tutup aşağıya kaydırdım, kalçalarıma kadar indirdim.
         - “Hadi şimdi öp beni… Alt dudağımı em…” diye inledim.
Mutsuz Bir Ev Orospusu
         Acemice uzattığı dudaklarını dudaklarıma değdirdi, öpmeye çalıştı. Ben de yardımcı olmaya çalıştım acemi aşığıma… Dudaklarımı emmeye başladı. Her şey güzel gidiyordu. Dudaklarını bırakmadan öpüşmeye devam ederek, ellerimle bluzumun ip askılarını omuzlarımdan aşağıya çektim, bluzumu belime kadar indirdim. 
          Öpüşmeyi bırakıp hayranlıkla çıplaklığıma baktı. Sütyensiz dolgun memelerim dipdiri karşısındaydı şimdi. Ellerini uzatıp yoğurdu onları, eğilip uçlarını emdi. Her tarafını yaladı, dişledi. Uçları emdikçe kabardı, sivrildi memelerimin… Emdiği, ısırdığı yerler kızarmaya başlamıştı, .
         - “Yeter artık canım…” diyerek engel oldum nefes nefese… Bıraksam saatlerce oynayacaktı memelerimle… “Kocam fark edecek yoksa morlukları görürse…” .
         Sinan’ın üstündeki kalan giysileri de çıkardım, çırılçıplak soydum. Ben de yavaş hareketlerle, striptiz yaparcasına eteğimi, bluzumu çıkardım.  Bir tek tanga külodumla kaldım. Kalkık aletini sıvazlayarak soyunmamı izliyordu. Elimle belimi kalçalarımı okşayarak dikkatini, külodumun içindeki şehvetle şişip yumruk gibi olmuş, zevkten ıslanmış parlayan kadınlığıma çektim.
         - “Hazır ol… Gerçek bir kadının zevk üçgenini yakından göreceksin şimdi…” dedim.
Mutsuz Bir Ev Orospusu
         Minik külodumun iki kenarından tutup kalçalarımı kıvıra kıvıra, yavaşça aşağıya indirdim. Islak am dudaklarımın arasına giren külodun ağını kıstığı yerden kurtardım. Kırmızı minik külot dizlerime, oradan ayaklarımın dibine sıyrılıp düştü. Hafif tüylü amımı okşayarak küçük erkeğimin aç gözleri önüne serdim. Penisi daha da sertleşmişti sanki… .
         - “Artık senin bu… Nasıl diyorsunuz kendi aranızda? Amcık mı?…” dedim kısık sesle… “Her yerim senin… İstediğini yapmakta özgürsün… Bana ne istersen yapabilirsin tatlım…”.
         Kısa bir süre düşündü, ne yapmak istediğine karar verememiş gibiydi. Filmlerdeki pozisyonları, sahneleri hatırlamak istiyordu sanki… Sonra,
         - “Şeyy…” dedi. “Gül abla… Göğüslerinizin arasında şey yapmak istiyorum…” Bunu duyunca güldüm, .
         - “Önce sizi bizi bırak… Gül de bana… Sonra, ne yapmak istiyorsan söyle açık açık… Yoksa bırakır giderim. Adıyla söyleyeceksin ne istiyorsan…”
         - “Peki… Gül… Tombul memelerinin arasına sikimi sokmak istiyorum. Bayılıyorum onlara… Hayranım…” İçim gıcıklandı,
         - “Tamam, böyle söyle işte…” dedim. “Gel hadi…”
Mutsuz Bir Ev Orospusu
         Yere uzandım. O da üstüme geldi, çömelip göbeğimin üzerine hafifçe alçaldı. Sikini dolgun göğüslerimin arasına sokup git gel yapmaya başladı. O uğraşırken ben elimle iki yandan memelerimi bastırıp zevk almasını sağlıyordum. İleri geldikçe ağzıma değen sikinin başını dudaklarımı açıp ağzıma alıyor, dilimle ıslatıyordum. Kayganlaşan aleti memelerimin arasında daha rahat gidip geliyordu. Yaramaz, iki meme ucumu da parmaklarının arasında ovalamayı akıl etti, ben de zevk almaya başladım. Bir süre git gel yaptıktan sonra boşalmak üzere olduğunu söyledi. .
         - “Devam et… Boşal…” dedim.
         Az sonra kasılmaya başladı yine… İlk damlalar alnıma, sonrakiler gözüme, dudaklarıma çarptı. Yağmur gibi yüzüme yağdırdı döllerini… Sona doğru sikinin başını ağzıma alıp emdim, boruda kalan son damlaları da çekip boşalttım erkeğimi… Nihayet bittiğinde yüzümdeki spermleri parmaklarımla tüm yüzüme yaydım güzellik maskesi yapar gibi… Doğrulup sırtımızı oğlumun yatağına dayadık oturduk, dinlendik bir süre…
         - “Nasıl hissediyorsun? Güzel miydi? Hoşuna gitti mi?” diye sordum. 
         - “Güzeldi, bayıldım zevkten… Harikasın…” dedi. .
         - “Şimdi ne yapmak istersin peki?” Bana bakıyordu, utangaçlığı gitmişti artık… İstek ve hevesle anında cevapladı sorumu… Gayet rahat bir şekilde,
         - “Seni sikmek istiyorum…” dedi.
         - “O da tamam… İstediğin gibi sikebilirsin beni… Ama bak,  bunlar aramızda kalacak, söz mü?”  Evet anlamında başını salladı. Saçını okşayıp dudaklarından öptüm. Kulak memesini dişlerken,
         - “Bir erkek gibi davranır, sırrımızı saklarsan, ben de sana bir erkeğin bir kadından isteyebileceği ne varsa veririm. Şimdi… Beni nasıl sikmek istiyorsun peki? Aklında ne var?” diye sordum.
         - “Bir de… Kalçalarının, götünün hayranıyım Gül… Onları hayal ede ede otuzbir çektim hep… Benim için domalır mısın? Arkandan girebilir miyim?”
                        Mutsuz Bir Ev Orospusu
         - “Elbette canım… Lafı mı olur? Sana söyledim. Bugün ne istersen, benim için ne hayal kurduysan, hepsini yapıcaz…”
         Aşağıya kayıp kucağına eğildim, yumuşamış sikini tekrar emmeye başladım. Ağzımın içindeki alet bu kez biraz daha geç kalktı ama yine de yavaş yavaş büyüdü, eski halini aldı. Artık sabırsızlanıyordum ve bir an önce amıma girmesini istiyordum bu güzel şeyin… İstediğim kıvamı alınca bıraktım emmeyi… Arkamı döndüm ve domalarak dişi bir köpek gibi erkeğime kalçalarımı salladım, başımı arkaya çevirip,
         - “Hadi bakalım… Seni milli yapalım artık… Ama deliği bulabilecek misin?”
         - “Merak etme sen Gül… Öyle çok film izledim ki…”
Mutsuz Bir Ev Orospusu
         Kalçalarımdan tutup aletini am dudaklarıma değdirdi. Sikinin başını amımda hissettiğim anda içim ürperdi. Of… Sonunda… Biraz itti ama aşağıya kaydı aletin başı… Tekrar denedi, olmadı. Başımı yerdeki halıya dayayarak destek aldım, iki elimi arkama götürdüm. İki parmağımla am dudaklarımı ayırıp iyice açtım, gösterdim. Orta parmağımı içine soktum,
         - “Bak burası canım… Buraya, yuvasına sok sikini… Hadi artık…” diye inledim.
         Vakit kaybetmeden gösterdiğim yere dayadı sikini, başı bir anda içime girdi. Ateş gibi yanıyordu oğlanın siki, tokmak gibiydi amımın kapısında… Gözlerimi yumdum, zevkle inledim…
         - “Mmmm… Güzeel… Hadi, şimdi yavaş yavaş ilerle aşkım…” dedim.
         Sanki ben yavaş olmasını söylememişim gibi heyecan içindeki genç aşığım, kalçalarımdan tutup sikinin kalanını bir hamlede gömdü içime… Velet canımı yakmıştı,
                        Mutsuz Bir Ev Orospusu
         - “Ahhh… Yavaşş… Canımı yaktın hain çocuk… Ne kadar büyük sikin varmış senin…” diye cilvelendim. Kocamdan biliyordum, ben böyle konuşunca havaya girer,  sikinin  büyüklüğünden gurur duyar, beni daha güzel sikerdi hep…  Hareketsiz bekliyordu. “Hadi devam etsene… Aldırma sen bana… Hem canım yanar, hem zevk alırım ben… Hadi sik beni…”
         Ve sikmeye başladı. Üstüme eğilip filmlerde gördüğünü yapmaya, memelerimi sıkmaya, arkamda gidip gelmeye başladı. Harikaydı… Zevkten inliyordum. İlk olmasına rağmen güzel sikiyordu oğlan… Kim ne derse desin, pornoların faydası vardı, güzel öğreniyorlardı çocuklar…   Güzel güzel sikti beni bir süre…
         Üzerime abandıkça dizlerim acımaya başladı. Öne eğilip sikini içimden çıkardım. Yere yatmasını istedim. Sırtüstü yatırdım. Havaya mızrak gibi dikilen sikinin üstüne çıktım. Dizlerimin üstünde alçalıp aleti bir anda içimde kaybettim. Dudaklarımı ısırıyordum zevkten… Zıplamaya başladım. Oturuyor, kalkıyor, kalçalarımı sağa sola çalkalıyordum. Amımın bütün duvarları sikinin kalınlığını hissediyordu. İyice hızlanmaya başladım.
Mutsuz Bir Ev Orospusu
         O anda telefonu çaldı. Pantolonu yanımızda duruyordu, arka cebindeki alet ötmeye devam edip duruyordu. Sinirlerim bozuldu,
         - “Aç şunu hadi…” dedim sinirle… Aldığım zevkin yarıda kalmasından, zirveye ulaşamamaktan korkuyordum. Tereddüt etti açmak için, “Aç…” diye bağırdım o sinirle…
         Uzanıp aldı, açtı telefonu, kulağına götürdü. Ben durmamıştım, sikinin üstünde zıplamaya devam ediyordum. Üzerine eğilmiş tüysüz göğsünü yalıyor, göğüs uçlarını emiyordum erkeğimin…  Telefondaki oğlumdu, sesini duyabiliyordum. Sinan kekeleyerek,
         - “Aloo… Hakan?” dedi. Sesi soluk soluğaydı ben üstünde oturup kalkarken… Gözlerini devirerek durmamı işaret etti, aldırmadım.
         - “Nerdesin oğlum?” diyordu benim oğlan… “Sesin kesik kesik  geliyor… Koşuyor musun?”
Mutsuz Bir Ev Orospusu
         Sinan ne diyeceğini, nasıl konuşacağını şaşırmıştı.  Telefonda en yakın arkadaşına laf anlatmaya çalışırken, arkadaşının azgın annesi yarağının üstünde bir orospu gibi oturup kalkıyor, zevkten delirtiyordu. Cümle kurmaktan acizdi o anda…
          Benimse hoşuma gidiyordu onu böyle çaresiz bırakmak… Dudaklarımı yanaklarında, kulak memelerinde gezdiriyor, öpüyordum o konuşurken… Gıdıklanıyor, başını kaçırırken konuşmaya çalışıyordu,
         - “Ee… Şey… Yoldayım, hızlı yürüyorum. Size geliyorum…” diye geveledi ağzının içinde…
         - “Ya, ben bir saat falan gecikicem, okuldan kızlara takıldım. Offf… Oğlum, ne kızlar var ya… İlah gibi… Neyse gelince anlatırım sana… Annem evdedir, kapıyı açar. Ben gelene kadar takıl sen… Kapıyı kilitler, işini görürsün… Kusura bakma, tamam mı?”  
         - “Tamam, tamam kanka… Sen dalgana bak… Biz Gül ablayla otururuz, bilgisayara takılırım…” dedi, kapattı telefonu… Körpe dudaklarına yumuldum,
         - “Gül ablan oturuyor, ama sikinin üstünde…” dedim gülerek… O da dayanamayıp güldü,
         - “Evet Gül ablacım… Sikimin üstündesin… Oğlunun anasını   sikiyorum…” dedi. “Az kaldı beni kankama madara edecektin Gül hanım… Görürsün sen şimdi… Sen misin gülen?”
         Beni belimden tutup kaldırıverdi. 16 yaşındaydı ama baya güçlüydü oğlan… Abaza kuvveti vardı. Kaldırıp oğlumun yatağına attı beni… Dizlerimi iki yana açıp erkeğimi bekledim heyecanla…
                        Mutsuz Bir Ev Orospusu
         Bir süre dudakları açılmış ıslak amıma baktı hayran hayran… Sonra, az önce içimden çıkan ıslak, göbeğine doğru kalkmış sikiyle bacaklarımın arasına girdi. Tekrar bir hamlede sikini soktu amıma… Hızla, hırsla gidip gelmeye başladı.
         Uzun yarağı içimde gidip gelirken ben yine kendimi kaybettim, inlemeye, bağırmaya başladım. Sinan da belki benim inlemelerimden gaza gelerek o da zevkle inliyordu kulağımın dibinde… Az önce dölleriyle ıslanan yanaklarımı, dudaklarımı öpüyor, şehvetle kemiriyordu. Dilini ağzımın içine sokup dilimi emerken, bir eliyle memelerimi sıkıyor, acıtacak derecede mıncıklıyordu.
         Amımdan, göğüslerimden, dudaklarımdan her yerimden zevk alıyordum. Oğlana acemi demekle hata yapmıştım ben… Nerdeyse kocamdan daha iyi sikiyordu velet… Başım dönmeye başlamıştı. Bacaklarımı beline sardım, kocamanını içime, daha derinlerime gömmesini sağladım. Artık gücümün tükendiğini hissediyordum. O da hızlanmaya başlamıştı iyice… Sonunda orgazm oldum.
         Boynuna sımsıkı sarıldım. Kalçalarımı deli gibi indirip kaldırarak… Sarsıla sarsıla… İnleye inleye… Omuzunu dişleyerek boşaldım. Ben biterken o gelmeye başladı. Zevk sularımdan iyice kayganlaşan amımı kasıp bırakarak sikini sağıyor, tırnaklarımı bacaklarımın arasında kısa kısa inip kalkan, kasları taş gibi olmuş kalçalarına batırıyordum. Onun elleri de altımda, kalçalarımdaydı. Dudakları boynumda zevkle inlerken, koparacak gibi sıkıyordu kabalarımı…
Mutsuz Bir Ev Orospusu
         Unutulmaz bir orgazm yaşamıştık beraber… Uzun süre öylece kaldık. Nefeslerimiz birbirine karışıyordu. Yavaş yavaş sakinleşip düzene girdi solumalarımız… Siki küçülene kadar üstümde, bacaklarımın arasında, öylece yattık. En sonunda yana devrildi. Yan yana, sırtüstü tavana bakarak yattık bir süre… Oğlumun yatağında, onun arkadaşıyla çırılçıplak yatıyordum. Kendimi azgın bir orospu gibi hissettim.
         Başımı çevirip ona baktım. Havanın sıcaklığından, boğuşmamızdan ter içinde kalmıştık. Tüysüz göğsünde minik ter damlacıkları vardı. Elimi uzatıp bir damla terini aldım, dudaklarıma götürüp tuz tadını dilimin üzerinde hissettim. O da minnet dolu gözlerle bana bakıyordu. Gülümseyerek, 
         - “Ne hissediyorsun?” diye sordum.
         - “Hiç gökyüzüne bu kadar yakın olmamıştım. Havalarda uçuyorum sanki… Beni zevkten uçurdun… Teşekkür ederim.”
         Gülmeye başladım. Hoşuma gitmişti söyledikleri… Dönüp sarıldım sımsıkı… Başımı göğsüne koydum. Kalbinin atışlarını duyabiliyordum kulağımda… Kırmızı ojeli tırnaklarımı karın kaslarında gezdirirken konuşmaya başladık.
         - “Farkında mısın? En yakın arkadaşının annesini bağırta bağırta siktin. Hem de içime boşalttın döllerini…”
                       Mutsuz Bir Ev Orospusu
         Telaşlandı, korku dolu bir sesle,
         - “Yoksa? Hamile mi kalacaksın benden?”  Bunu duyunca daha çok güldüm, kahkahalarla…
         - “Hayır, aptal şey… Öyle olsa içime fışkırtmana izin verir miydim hiç? Doğumdan sonra bağlattım, çocuğum olmaz benim…” Parmağımı dudağına koyup, “Ama kızlarla sikişirken dikkat et, prezervatif kullan, tamam mı canım? Yoksa başın derde girer zevk alayım derken… Hem bulaşıcı hastalıklar da var işin içinde…” Göğsüne yayılan uzun kızıl saçlarımı okşayarak,
         - “Senden sonra başka kadına gidemem ki… Senin verdiğin zevki onlardan alamam…” dedi. Sevgiyle sarıldım oğlana… Öptüm.
         - “Gideceksin aşkım… Her zaman olmaz bu… Bir defaya mahsus seviştik seninle… Benden öğrendiklerinle diğer çocuklardan önde olacaksın. Yaşıtın kızlarla ne yaptığını bilerek sevişeceksin. Öpüşüp koklaşacaksın. Aşık olacaksın. Ben de öğrencimle gurur duyacağım. Hadi kalk şimdi, banyo yapalım”
         Kalktık, banyoya gittik. Beraber girdik banyoya… Geniş banyo küvetinin içinde kendi çocuğumu yıkar gibi özenle köpüklere boğdum, yıkadım. Mis gibi kokunca dayanamadım, bir defa da banyoda, köpüklerin arasında seviştim onunla… Tekrar duşun altına girdik.
         O kurulanıp giyinirken ben de aceleyle giyinip oğlumun odasını düzelttim, yatağın çarşaflarını değiştirdim. Biraz sonra da Hakan geldi. Odaya kapandılar. Uzun bir süre vakit geçirdiler. Ben de mutfakta oyalandım, yaşadığım şehvet dolu saatleri hatırlayarak…
                        Mutsuz Bir Ev Orospusu
         Hakan tuvalete girdiği bir sırada mutfakta sıkıştırıp dudaklarından öptüm, sarıldı bana… Yine utangaç davranıyordu. Fısıltıyla konuşuyorduk oğlum duymasın diye…
         - “Hakan’ın yüzüne bakamadım Gül abla, kendimi suçlu gibi hissediyorum. Dediğin gibi, en yakın arkadaşımın annesini siktim… Vicdan azabı…” dedi. Şehvet bitmiş, tekrar Gül ablası olmuştum. Ben de sevgiyle sarıldım ona,
         - “Sakın… Bunu ben istedim. Beni öğretmen gibi düşün. Uygulamalı seks öğretmeni… Sen de yaşına göre baya iyiydin doğrusu… Sınıfı geçtin yavrum… Üzme kendini… Sakın dert etme…Tamam mı?” dedim.  Başını salladı,
         - “Peki… Tamam…” dedi. Gülümseyerek öptüm yine,
         - “Bir defaya mahsus demiştim ama… Ne yalan söyleyeyim, tadı damağımda kaldı doğrusu… Aşkım… Ara sıra haberleşelim, uğra bana… Ders tekrarı yapalım. Sana yeni şeyler öğreteyim. Öğreneceğin o kadar çok şey var ki…”
         - “Ah Gül abla… Öyle mutlu ettin ki beni… Şimdiden sabırsızlanıyorum seninle sevişebilmek için…”
         Kapıdan uğurlarken bana bakan gözlerinde teşekkür ifadesi vardı, anlamlı anlamlı, sevgiyle bakıyordu bana… Göz kırptım suç ortağıma… Genç sikicimi, öğrencimi hayata gönderdim.
         Belki ileride onun da bana öğretecek bir şeyleri olabilir. Belli mi olur? Öğrenmenin yaşı yok derler…
                        Mutsuz Bir Ev Orospusu

genc sikicim

Benim adım Gül. 27 yasındayım, evliyim, çocuğum yok. Benden 15 yaş büyük kocamla üniversite için dersaneye giderken tanıştık. Despot baba evinin baskısından sonra, onun beni el üstünde tutan, sevecen davranışlarına kandım. Bana ve ev halkına aldığı güzel hediyeler, iltifatlar, zenginliği, hem beni hem ailemi ikna etti. Üniversite planları çöpe atıldı, kısa sürede evleniverdik. 
         Ve ilk gerdek gecesinden itibaren benim anlayışlı, olgun erkeğim kayboldu, daha doğrusu maskesini çıkardı. Yerine cahil, kaba, hödük, aşırı kıskanç koca tipi geldi oturdu.
          Nişanlılık döneminde “prensesim, yavrum" diye etrafımda dolanan adam, daha ilk gece benim korkularıma, kendimi kasmama, çırpınmalarıma hiç aldırmadan, üstümdeki gelinliği parçalayarak soydu beni… Çıplak, körpe, el değmemiş bedenime sapık bir tecavüzcü gibi parlayan gözlerle bakarken kendisi de soyundu. Ortaya çıkan tıknaz, aşırı kıllı vücuduyla, romantik bir gerdek gecesi bekleyen saf kızın üstüne adeta saldırıp debelenmeye başladı.
          Muradına erip kan ter içersinde, öküz gibi soluya soluya yan tarafa devrildiğinde, ben bacak aramdan yatağa  süzülen bekaret kanımla, yanaklarımdan yastığa süzülen göz yaşımla, kasıklarımdaki acı ve korkunç pişmanlığımla tavanı seyrediyordum. Başımı yan tarafa çevirdiğimde yerde paramparça edilmiş gelinliğime ilişti gözüm… İçimdeki pişmanlık kasıklarımdaki sancıyı bastırdı,
          - “Allahım, ben ne yaptım?”
          Ve bugüne kadar, nerdeyse on senedir bu cümleyle yaşadım. “Ben ne yaptım?” Geriye dönmek yok, babam kapıyı bile açmaz. İleriye gitmek yok, lise diplomasıyla hiçbir becerim olmadan ne yapabilirim, kendime nasıl bir yaşam kurabilirim?
          Bunca sene bir bitki gibi bu adamla evlilik yaşadım. Akşamları içki sigara kokularıyla, genelde alkollü eve geliş… Üç beş, kendi ilgi alanından, benim umursamadığım konuşmalar… Yatağa giriş… Kıllı göbekli, iğrenç gövdesiyle üstüme çıkışı… Öpüşmesiz okşamasız, kısa süren bir ilişki… Kendisi boşalır, yana devrilip horlamaya başlar. Suçum genç ve güzel olmak… Aşırı derecede kıskançlık… Dışarı çıkmak yok, arkadaş aile görüşmesi yok, perdeler kapalı, alt kattaki kiracılarla sınırlı ilişki, tam bir esir hayatı…
         Çocuğumun olmamasını da başıma kaktı her fırsatta… Bense hiç üzülmedim buna… Dünyaya kocam gibi bir yaratık daha getirmektense yalnız yaşamak daha iyidir diye düşündüm.
          Bunları neden anlattım? Tolga ile, alt kattaki kiracıların 20 yaşındaki genç oğluyla yaşadığım ilişkiye mazeret aramak için mi? Evet… Fakat gerçek bunlar, mazeret değil… Kocamla aramızda bu kadar yaş farkı olmasaydı, beni anlasaydı, gerçek anlamda sevseydi, beni yatakta doyursaydı, bunları, bu ilişkiyi yaşar mıydım? Sanmıyorum.
         Peki pişman mıyım? Kesinlikle hayır… Pişman değilim. Tolga, bu genç, yakışıklı, güçlü adam, bana hayatı, yaşamayı, seksi, doyumu, tatmin olmayı, orgazmı, sevgiyi, sevilmeyi, gülmeyi öğretti çünkü… Hiç de pişman değilim. Aksine çok mutluyum.
          Her şey bundan iki yıl önce başladı. Kocam iş için üç günlüğüne evden ayrılmıştı. Bin bir tembihle beni koca evde yalnız başıma bırakmıştı. Can sıkıntısından ölmek üzereydim. Her zaman gidip sohbet ettiğim alt kattaki kiracılarımız da köye gitmişlerdi.
         Akşamın geç saatinde kapı çalındı. Çekinerek gözetleme deliğinden baktım, alt katta oturan ailenin genç oğlu Tolga kapının önünde duruyordu. Yakışıklı güleç yüzünü gördüğümde içim cız etti. Çok seviyordum onu… Hoş sohbeti, güler yüzü, candan tavırları etkiliyordu beni… Merakla kapıyı açtım,
          - “İyi akşamlar Gül abla, rahatsız ettim ama bizimkiler yoklar, bu saate kadar gelmediler. Haberin var mı acaba?”  dedi çekingen bir tavırla… Ailesi apar topar, acilen köye gitmişti sabahtan, iki üç gün gelmeyeceklerdi. Anlattım.
          - “Sana not bırakmışlardı, görmedin herhalde…”
          - “Görmedim Gül abla. Rahatsız ettim, iyi akşamlar…” Gitmesini istemiyordum, korkunç canım sıkılıyordu. Atıldım,
          - “Gel Tolga, ben de çay demlemiştim. Bir bardak çay iç, öyle git…”
          - “Yok Gül abla, rahatsız etmeyeyim, ben gideyim. Bilgisayarda işim vardı. Teşekkür ederim…” dedi, gitti.
              Kös kös ardından baka kaldım. Sonra kapıyı kapatıp içeriye salona, yalnızlığıma döndüm. Amaçsızca odalarda gezindim. Ruhum sıkılıyor, duvarlar üstüme üstüme geliyorlardı sanki… Soyundum, kendimi yatağa attım. Her zaman yaptığım şeyi yapmaya, fantaziler kurarak kendimi okşamaya başladım. Gözlerim kapalı, bir elim külodumun içinde, diğer elim göğsümde, meme ucumu ovalarken hayaller kurdum.
          Bu akşam hayal kurmak da kolaydı… Fantazilerimin her zamanki kahramanı Tolga az önce kapımdaydı. Onun gitmediğini, içeriye girdiğini, öpüştüğümüzü, seviştiğimizi hayal ettim. Tolga bana sarılırken, ben de kollarımı sımsıkı kendime sardım. O, meme uçlarımı emerken ben iki meme ucumu da dilimle ıslattığım parmaklarımın arasında sıkıştırıp ovaladım. O, hayalimde genç irisi gövdesiyle bacaklarımın arasına girip beni becerirken, iki elim de külodumun içine daldı, am dudaklarımı sıkıştırıp orta parmağımı içeriye saldım. Kendimi okşaya okşaya, amımı parmaklayarak kıvrandım soğuk yatağımın içinde… İnleye inleye boşaldım.
          Üzerimde bir tek zevk sularımla ıslak külotla, çıplak vaziyette, soluk soluğa sırt üstü yatıp tavana bakarken “hayat mı bu?” diye düşündüm. Ömrüm böyle mi geçecek benim? Kendimi okşaya okşaya… Yalnız… Kimsesiz… Yaşlı, anlayışsız, kıskanç, despot kocayla… Yine dört duvar üstüme kapanmaya başladı. Kendimi mezarın dibinde hissedip bunalıyordum. Nefes alamıyordum.
           Aklıma Tolga geldi sonra… O da alt katta benim gibi yalnızdı. Çay… Öyle ya… Çay demlediğimi söylemiştim ona… İçeri gelmemişti… Ben gidip kapısını çalsam… Çayı ona götürsem… Seks falan aklımda değil, zaten az önce hayalimde onunla sevişip boşalmışım. İnsan gibi iki sohbet etsem… Yalnızlığımı gidersem…
          Sonunda  duramadım, dayanamadım… Kalktım, üzerime temiz bir külot, sütyen, dolaptan bir elbise geçiriverdim. Makyaj aynasında kendime biraz çeki düzen verdim aceleyle… Gardrobun boy aynasında kendime bir baktım, güzel… Kocamın dışarıda giymeme izin vermediği, ev içinde kullandığım eteği diz üstünde, yakası biraz dekolte elbiseyi seçmişim, nedense… Mutfağa gittim telaşlı adımlarla, çay demliğini, bardakları bir tepsiye koyup doğru aşağıya indim, kapıyı çaldım. Tolga açtı. Çekine çekine,
          - “Çay demledim ama evde hiç şeker kalmamış Tolga. Sizde vardır, beraber içelim diye geldim rahatsız etmezsem…” dedim. Üzerinde eşofmanlar vardı, beni içeriye davet etti,
          - “Gel abla, rahatsızlık ne demek? Ben üzerimi değişeyim sen çayı koyana kadar…” dedi.
          - “Gerek yok canım, akşam saati önemli değil giyimin, rahatsız olma…” dedim. İçeriye girdim. Salonda sehpanın üzerine tepsiyi koyarak çayları hazırladım. Tolga da şekeri getirdi. Televizyonu açıp çayımızı içmeye, sohbet etmeye başladık. Söz dolandı, yalnızlığımıza geldi,
          - “Ahmet abi yok galiba evde…” dedi. Adını duymak bile keyfimi kaçırmaya yetmişti.
          - “Yok, o da iş için gitti, birkaç gün gelmeyecek.” dedim. Sonra dayanamayıp ekledim. “Zaten olsaydı da fark etmezdi, sürekli içkili oluyor, sızıp kalıyor… Ben de yalnız kalıyorum hep böyle…” 
           Sözcükler ağzımdan çıkar çıkmaz kendime geldim, neler söylüyordum ben…? Yanaklarım kızararak Tolga’ya baktım, anlayışlı sevecen bakışlarla bakıyordu bana… Başını iki yana sallayıp duruyordu, gözlerinde bana acıyan bir ifade vardı. Köşede duran bilgisayar dikkatimi çekmişti. Konuyu değiştirmek, tehlikeli sulardan uzaklaşmak için bilgisayarı bahane ettim. Bir iki soru sordum, bilmediğim birkaç şeyi açıp gösterdi bana… Öyle hoşuma gidiyordu ki bilgiç bilgiç bana anlatmaları, saatlerce dinleyebilirdim onu…
             İnterneti açıp bir iki site gösterirken yanlışlıkla daha önce açtığı porno sitesi beliriverdi ekranda… Çıplak kadınlar, erkekler, her şeyleri meydanda ilişki resimleri kaplayıvermişti ekranı… Telaşla yüzü kızararak kapatmaya çalıştı açılan resimleri
          - “Şey, virüs girdi galiba abla…” diye kekeliyordu bir yandan… Ben de utanıp başımı çevirdim. Evliydim ama en az Tolga kadar bilgisizdim bu konularda ve genç kız gibi utanmıştım en az onun kadar…  Kalkıp gitsem mi diye düşündüm bir an, sonra vazgeçtim, kukumav gibi tek başıma oturamazdım evde… Bilgisayarı kapatıp geniş kanepede sessizce, yanyana oturduk. Neden sonra sessizliği Tolga bozdu,
          - “Gül abla, özür dilerim. İnan bilerek yapmadım…”
          Yüzüne baktım. Yakışıklı, güzel yüzüne… Mavi gözleri yalan söylemiyorum diyordu bana… Elimi uzatıp elinin üzerine koydum teselli etmek isteyerek,
           - “Üzme kendini Tolga’cım…” dedim. “Gençsin, bekarsın… Normal böyle şeyler…”
           Sanki ben çok tecrübeliymişim, çok şey biliyormuşum gibi… Bunu söylerken elinin sıcaklığı elimi yaktı adeta, hızla çektim elimi… Ne yapacağımı şaşırmıştım. O elektrikli hava bir türlü dağılmıyordu. Bir şeyler yapmalıydım.
          Kalktım, çayları tazeledim. Titreyen ellerimle Tolga’ya çay bardağını uzatırken o da elini uzatınca elime çarptı, sıcak çay bardağı olduğu gibi kucağına devrildi. Canı yanarak ayağa fırladı. Eşofmanın önü çay olmuş, duman tütüyordu. Aceleyle banyoya koşturdu. Ben de üzülmüştüm çocuğun canı yandı diye… İlk şaşkınlığın ardından hemen arkasından seğirttim yardım amacıyla…  Banyonun kapısını açıp içeriye daldım,
          - “Tolga, canın yandı mı, nasıl oldun?” diye sorarken daha cümlem bitmeden, onun eşofmanın altını çıkardığını ve küvetin içinde duş hortumuyla kasıklarına su tuttuğunu gördüm.
          Ağzım açık, donup kalmış onu izliyordum. Kaslı bacaklarının arasında kalın ve uzun bir erkeklik organı vardı. Soğuk suyun temasıyla sanırım sertleşmiş dimdik karşıya bakıyordu aleti…  Tabi insan ister istemez, evde kocamın yıllardır içime sokup durduğu şeyle bu güzel erkeklik organı arasında karşılaştırma yapıyor. Ben de yaptım.
         Alakası bile yoktu. Kocamın minik, kara kuru sikini bunca senedir erkeklik organı niyetine içime almıştım. Ama şu anda karşımda pespembe, kocaman başıyla, damarlı gövdesiyle bakılası, öpülesi, içime sokulası bir erkeklik organı, beni kışkırtırcasına bana bakıyordu. Tolga da donup kalmıştı. Sikini gizlemeyi, örtmeyi akıl bile edememişti. Malı meydanda, elindeki ucundan su fışkıran duş hortumunu unutmuştu zavallım… Sular yerlere akıyordu.
           image
          Ne yapacağımı bilemedim ilk anda… Donup kaldım ben de… Ama sonra içimdeki kadınlık hormonları dürttü. Hipnotize olmuş gibi birkaç adım attım gözümü ondan ayırmadan… İkimiz de konuşmuyor, birbirimize bakıyorduk. Yanına yaklaştım. O da küvetten çıkıp bana geldi aynı şekilde…
          Aramızda bir karış vardı sadece… Gözlerimiz birbirine kenetlenmişti. Dudaklarım titriyordu. Gözlerimi onun uzun kirpikli, mavi gözlerinden, etli dudaklarından ayıramıyordum. Nefes alamıyordum, dudaklarımı araladım soluk almak için… Tolga titrek bir sesle,
          - “Gül abla…” dedi.
          Gözleri dudaklarımdaydı… İstekle aralanan, arzuyla titreyen ıslak dudaklarımda… Eğildi, öptü dudaklarımdan… Bir anda birbirimize sarılıverdik, vahşice öpüşmeye başladık. Sımsıkı kucaklamıştı beni, altı çıplak vaziyette, sertleşmiş erkekliği ince etekliğimin arasından kasıklarıma batıyordu. Dakikalarca öpüştük. Dili dudaklarımı okşuyor, nefes almak için açılan ağzımdan içeriye sokup dilimle buluşuyor, beni delirtiyordu.
          Bana sarılmayı bıraktı. Dudaklarını ayırmadan eşofmanın üzerini çıkardı. Tekrar sarıldı. Ayakta, kollarında eriyordum adeta… Çırılçıplaktı. Kaslı vücuduna sımsıkı bastırıyor, ince kumaşlı elbisemin üzerinden onun sertliğini kasıklarımda duyumsuyordum.
          Dizlerim titremeye başladı. Ayakta duramıyordum. Anladı ne halde olduğumu, kollarıyla tüy gibi tutup kaldırdı beni, kucaklayıp içeriye, salona götürdü. Öpüşmeye devam ediyorduk. Üçlü koltuğun üzerine yavaşça bıraktı beni… Bırakırken çıplak vücuduyla üzerime çıktı. Elbisemin incecik kumaşından onun çıplak gövdesinin ağırlığını, sertliğini, yakan sıcaklığını hissediyordum. Bir kolunu boynumun altından geçirmiş yastık yapıp vahşice dudaklarımı emerken, diğer elini elbisemin eteğine götürdü.
          Bacaklarımı yavaş yavaş, okşaya okşaya eteğimin altında ilerlemeye başladı eli… Baldırlarımı, bacaklarımın içlerini, külodumun üzerinden kadınlığımı okşadı uzun uzun… İçimde volkan kaynıyordu sanki… Lavlar boşalıyordu, külodumun ıslandığını hissediyordum. Ateş gibi parmaklarını aradan sokup amımı avuçladığında dudaklarının içinde zevkle inledim. Nefes alamıyordum,
          - “Ohhh… Tolga… Tolga…” diyebildim.
          - “Gül abla… Çok güzelsin… Harikasın… Seninle sevişiyorum… Hep hayallerimde olduğu gibi… İnanamıyorum buna…” Aç dudakları her yerimde, dudaklarımda, yanaklarımda, kulak memelerimde, gerdanımda dolaşıyordu. Bir yandan dudakları, bir yandan klitorisimi, amımı okşayan parmakları bitiriyordu beni… Yağ gibi eriyordum kollarında…
          Öpmeyi bıraktı. Doğruldu. Ne yapacak diye beklerken elbisemin önündeki düğmeleri çözmeye başladı. Sabırsız parmakları titreyerek düğmeleri tek tek açtı. Elbisemin önü tamamen açılmış, dantel sütyenim ve külodum meydana çıkmıştı. Sütyenimi zorlayan memelerimi aç bakışlarla süzdü bir an… Dayanamadım, kalkıp koltuğun üstünde diz çökerek elbisemin kollarını sıyırdım, çıkarıp kenara attım. Sütyen külot kalmıştım. Hızla atıldı, dudaklarıma yumulurken ellerini arkama, sütyenin kopçasına götürdü. Sabırsızca, koparırcasına açtı sütyenimi, memelerimi meydana çıkardı.
          Sütyenin baskısından kurtulan memelerim, sertleşmiş uçlarıyla onu davet ediyordu sanki… Hayran bakışlarının altında mutlulukla kıvrandım. Kocamın pek ellemediği memelerim hala genç kız sertliğinde ve dikliğindeydiler. Eğilip önce birini, sonra diğerini ucundan öptü. Ürperdim. Dudakları birinin ucunu kavrayıp emmeye başladığında kendimden geçtim adeta, başını tutup arkaya devrildim. Genç erkeğimi kendime çektim. Şimdi süt emen bir bebek gibi mememi emiyordu.
          Beynimde şimşekler çakıyordu sanki… Meme ucumdan tüm vücuduma bir zevk ürpertisi yayılıyor, kendimden geçiyordum. Bir bacağı benim üstümdeydi. Sertliği kalçalarıma değiyor, ben buradayım dercesine bedenime batıyordu. Bir mememi bırakıp diğerine saldırıyor, emiyor, avuçluyor, parmaklarının arasında sıkarken vantuz gibi ağzının içine tamamını almaya çalışıyordu. Bense altında kıvranıp duruyordum deli gibi…
          Göğsümü emen dudaklar aşağıya indi… Karnımı, göbeğimi tavaf etti… Dudaklarının yanı sıra diliyle ıslak bir iz bırakıp aşağıya yöneldi. Hiç yaşamadığım şeylerdi hissettiklerim… Gözümün önünde yıldızlar uçuşuyordu… Üzerimde kalan tek giysi olan çamaşırımı, külodumu okşarcasına sıyırdı bacaklarımdan… Ve dudaklarını benim çizgi şeklindeki ellenmemiş kadınlığımın üzerinde hissettim. Sıcacık… Islak… Amımı yeni temizlemiştim. Sanki onu bekler gibi pırıl pırıl, kaymak gibi yapmıştım. Ve şimdi Tolga kaymağımı yemekle meşguldü.
image
           Dış dudaklarımı aralayıp diliyle boydan boya gezindi amımda… Dilinin ucu bızırıma değdi, ben yerimden zıpladım. İnanılmaz bir zevk, bir şehvet dalgası sardı her yanımı… Bızırımı yaladı, emdi uzun uzun… Sonra dilini aşağıya indirdi, parmaklarıyla dış dudaklarımı aralayıp içime soktu. Islak ve sıcak dilini olabildiğince içime gömdü. Hava almaksızın dudaklarını kapattı amıma… Amımı emerken dilini içeride oynata oynata içimi okşuyordu. Bu arada ıslak parmağıyla klitorisimi okşarken, diğer elinin bir parmağı arka kapımı yoklamaya başladı.
          İşte o anda kendimi kaybettim. Böyle bir zevk yaşamamıştım ömrümde… Tüm vücudum kasılmaya, dalgalanmaya başladı… Hala sıcak dili amımdaydı. Parmaklarını kalçalarıma geçirmiş, kaçıp kurtulmamı engellemek istercesine sıkıyor, beni hareketsiz bırakmaya, dilinin verdiği zevki devam ettirmeye çalışıyordu. Öyle bir orgazm yaşıyordum ki, kendimi ölmüş, bulutların üzerine çıkmış gibi hissediyordum adeta… Kalçalarım yatağı dövmeye başlarken amımı emmeyi bıraktı, yukarıya çıktı. Eliyle memelerimi sıkarken dudaklarını benim nefes almaya çalışan açık dudaklarıma kapattı. Ölüyordum zevkten… Durmaksızın inliyor, kısık çığlıklar atıyordum,
          - “Oohhhh… Tolga… Dayanamıyorum Tolga… Ölüyorummm… Ne yaptın bana sen… Nasıl zevk bu… Erkeğimm… Aşkımm… Ooohhhh….”
image
          Neden sonra sarsıntılar hafifledi, azaldı, sona erdi. Kendimi halsiz, yorgun bir halde Tolga’nın kollarına bıraktım. Hiç böyle bir zevk yaşamamıştım ömrümde… Hala su içinde kalmış, ıslak amımı okşayan elinin üzerine elimi koydum minnetle… Gülümsedim…
          - “Öyle güzelsin ki Gül abla…” dedi hayranlıkla…
          - “Teşekkür ederim” dedim. “Hiç böyle bir zevk yaşamamıştım. Hayatımda bir erkekle yaşadığım ilk gerçek orgazmım bu benim…” Gözleri açıldı, bana baktı,
          - “Nasıl? İnanmıyorum sana.. Ahmet abi?”
          - “Ahmet abin hiç böyle yapmamıştı… Böyle sevmedi beni hiç… Ahmet abin her zaman içime girer, bir kaç git gel ve sonra kendi boşalır, beni düşünmeden uyur sızar kalır…”  dedim. Sonra elimi uzatıp yarı kalkmış durumdaki sikini okşadım, utanarak ilave ettim. “Değil senin yaptığın gibi amımı yalamak emmek, adamakıllı sevişmedi bile…” Okşamalarım yarı kalkık sikini sertleştirmiş, dimdik olmuştu. Kıvrandı,
          - “Sen de yalamak ister misin Gül abla?” dedi çekingen bir tavırla… İstediğini yapmayacağımdan, tersleyeceğimden korkar gibiydi. Gülümsedim,
          - “Hiç yapmadım bunu Tolga… Ama madem sen beni bu kadar mutlu ettin, sana bunu borçluyum aşkım… Ne istersen yaparım senin için…” dedim. Doğrulup dudaklarından öpmeye başladım, gezine gezine boynuna, göğsüne, sert karnına kadar indim. Kasıklarına başımı eğdim, güzel sikini elimle tutup hayran hayran baktım. “İlk defa yapıyorum bunu… Beceremezsem sen yönlendir beni…”
          Dilimi çıkarıp ucuyla boydan boya yaladım erkekliğini… İyice sertleşmiş, damarları parmak gibi kabarmıştı ellerimin arasında… Dilimin ucunu kabarmış kan damarlarında, yumruk gibi başında, şapkasının kenarlarında gezdiriyordum ıslak ıslak… Eğildim, aşağıya indim, taşaklarını dudaklarımın arasına alıp yumurtalarını emer gibi yaptım. Kıvranıyordu ben bunları yaptıkça, inliyordu… Yukarıya çıktım. Ağzımı kocaman açıp sikinin iri başını ağzımın içine almaya çalıştım. Dişlerim canını yaktı sanırım, inledi.
          - “Özür dilerim aşkım… İlk defa bir erkeğin sikini ağzıma alıyorum… Kusura bakma…” dedim kısık sesle…
          - “Önemli değil Gül abla…” dedi. “Ben de şimdiye kadar birkaç orospuyla, parayla seviştim sadece… Hiçbir kadın da bunu yapmamıştı bana… Sikimi ağzına alıp emen olmadı şimdiye kadar… Devam et sen…” derken parmakları saçlarımın arasında dolaşıyordu.
          image
          Bu beni daha da ateşledi. Dudaklarımı daha da açıp ağzıma aldım başını… Şapır şupur bebek emziği gibi emmeye, dilimle içimde yalamaya başladım. Tolga da başımdan tutup kendine bastırıyordu. Böylece koca erkekliği ağzımın içinde kaybolmaya, yavaş yavaş ağzımın derinliklerine kadar girmeye başladı. Gözleriyle beni izliyordu. Ben de onun zevkten kısılmış gözlerinden gözlerimi ayırmadan işimi yapıyor, onun yönlendirmesiyle sikini sonuna kadar ağzımın içinde kaybetmeye, onu zevkten eritmeye çabalıyordum.
          Belki bir on dakika böyle emdikten sonra kasılmaya başlamıştı ki birden kalktı yerinden, beni sırtüstü yatırıp üzerime çıktı, sikini tekrar ağzıma soktu. Başım iki dizinin arasındaydı. Saçlarımdan tutup sonuna kadar kendine çekti. Dudaklarım kasıklarına değdi. Nefessiz kalmıştım. Başımı sallayıp kurtulmaya çalıştım. Erkekliğinin kafası bademciklerime değiyordu, boğazımdan içeriye girmişti sanki… Saçımdan tuttuğu parmaklarıyla başımı geriye çekti, nefes almamı sağladı, sonra tekrar gömdü. Kalçalarını ileri geri oynatıyor, ağzımı siker gibi gidip geliyordu.
          - “Ohhh… Gül ablaaa… Harika emiyorsun… Delirtiyorsun beni… O minicik ağzında nasıl kaybettin benim yarağımı… Aaahhhh… Harikaaa…” diye feryat ediyordu bir yandan…
          Benimse cevap verecek halim yoktu. Ağzımın içinde kocaman bir yarakla nefes alamadan ağzımdan sikiliyordum.  Tam boğulacak gibi olduğum anda sikini ağzımdan çıkarıyor, bir parça nefes almamı sağlıyor, sonra tekrar sikini ağzıma gömüyordu. Kendimi kurtarmak için ellerimi kalçalarına sarmış, tırnaklarımı kabalarına geçiriyordum. Ama tırnaklarımın acısı bile engel olmuyordu erkeğime ve beni ağzımdan sikmeye devam ediyordu.
          Sonunda kasılmaya, döllerini ağzımın içine püskürtmeye başladı. Kaçmak istedim, bırakmadı. Döllerinin son zerresine kadar ağzıma, boğazımdan içeriye boşalttı titreye titreye… Baskıyı hafifletmişti. Ben de olan oldu diyerek tadı pek hoşuma gitmese de erkekliğini emdim, son damlasına kadar menilerini boşalttım içinden… Sonra dışarıya çıkardım. Oysa aksine ağzıma boşalmaktan mest olmuştu.
           image
          Koltuğun üzerine devrildik ikimiz de… Nefes nefese kalmıştık. Kenarda duran elbisemi alıp ağzımın kenarından taşan menileri temizledim bir güzel… Çırılçıplak uzandık öylece… Elini uzatıp elimi tuttu,
          - “Hiç böyle bir an yaşamamıştım…” dedi. Elini sıktım minnetle,
          - “Ben de aşkım… Ben de…” dedim. Kesik kesik konuşmaya başladık kendimize geldiğimizde…  “Tolga, lütfen bundan kimseye bahsetme olur mu? Yalvarırım sana… Eğer bahsetmezsen erkeğim olursun, her zaman yaşarız bu zevkleri… Kocamla bunca senedir yaşadığım seks değilmiş meğer… Beni sen doyurursun bundan sonra… Ben de seni doyururum…”
          Eğilip öptü beni,
          - “Deli misin Gül abla? Bu zevki yaşamak için ne istersen yaparım. Başkasına anlatır mıyım hiç?” dedi. Sımsıkı sarıldım ona,
          - “Keşke daha önce yaşasaydık bu zevkleri… Nelerden mahrum kalmışım meğer… Becerikli erkeğim… Tatmadığım zevkleri tattıran erkeğim… Bundan sonra kocam sensin…  Erkeğim benim…” 
          Yine sertleşmişti siki, bacaklarıma değiyordu taş gibi… Dudaklarımdan öptü,
          - “Ama daha sikmedim Gül abla… Amını yaladım sadece… Artık seni sikmek istiyorum… Döllerimi amına boşaltmak istiyorum… Hadi yukarıya, sizin eve çıkalım. Seni kocanın yatağında sikmek istiyorum…”
          - “Ohhh… Tolgaa… Konuşma böyle… Sikli amlı falan… Terbiyesiz…” dedim gülerek… Elimi aradan uzatıp sertleşen sikini kavradım. Taş gibiydi. “Mımmm… Demek beni kocamın yatağında sikmek istiyorsun ha? Kocamın beni siktiği yatakta? Ahlaksız seni… Hadi o zaman… Yukarıya çıkalım… Sik beni güzel güzel… Bu koca sikini sok bana…”
image
          İkimiz de heyecanlanmıştık. Ateşimiz tekrar yükselmişti. Binada ikimizden başkası yoktu. Üçüncü kat boş duruyordu. Kalktım, külot sütyenimi alıp giymek için davrandım. Elimi tuttu,
          - “Hayır, giyme Gül abla… Öyle gel… Çırılçıplak…”  Kıkırdadım,
          - “Delisin sen Tolga… Çılgınsın… Hadi o zaman… Gidelim… Sabaha kadar seninim bu gece…”
          Beni kolumdan tuttuğu gibi, elimizde giysilerimizle dışarıya çıktık. Daha merdivenlerden çıkarken oramı buramı ellemeye, öpmeye başlamıştı bile… Kahkahalarla gülüyor, çocuklar gibi oynaşıyorduk. İyice sertleşen siki bacaklarının arasında sallanıp duruyordu. Deli gibi tahrik oluyordum onun çılgın hareketlerinden…
          Bizim dairenin kapısına geldik.  Eğilip anahtar deliğini ararken Tolga arkamdan yaklaşıp sertliğini bacak aramdan sokmuş okşayıp duruyor, beni belimden tutup kendine çekiyordu. Kapıyı zar zor açtığımda hemen içeriye girmedi, beni kapıya dayayıp üzerime abandı kaslı gövdesiyle, öpmeye başladı… Ellerimi yukarıda birleştirmiş bastırıyor, hareket etmeme, kurtulmama izin vermiyordu. Siki kasıklarıma dayanmış baskı yapıyordu. Hoş, zaten pek kaçmak istediğim de yoktu ya… Uzun uzun öpüştük. Önümde onun kaslı bedeninin ateş gibi sıcaklığı, sırtımda çelik kapının soğuk serinliği… Deli oluyordum zevkten…
image
            Ve neden sonra kapıyı kapatıp içeriye girdik. Bu sefer hakimiyet bendeydi. Onu kolundan tutup yatak odamıza götürdüm. Yatak odam her zamanki gibi gayet düzenliydi ve oldukça geniş bir yatağımız vardı. Etrafına bakınıp duran Tolga’ya sarılıp dudaklarına yapıştım. Karşılık verdi. Öpüşürken nefesimiz kesiliyordu. Bir eli saçlarımı çekerken diğer eli sırtımda, kalçalarımda dolaşıyor, kendine sımsıkı bastırıyordu. Az önceki ihtiras yine tüm vücudumu sarmıştı. Alevler içinde yanıyordum. Dudaklarımı çekip inledim,
          - “Tolga, bu gece seninim… Bu gece kadınlığımı yaşat bana…”
              Beni öpe öpe yatağın kenarına kadar götürdü Tolga… Öpmeyi bırakmadan üzerime eğildi, beni yatağa uzattı boylu boyunca… Bunca senedir kocam yanımda horlarken ağladığım, kendimi tatmin ettiğim yatağımda genç, yabancı bir erkeğin altına yatmak üzereydim. Heyecandan, zevkten ölüyordum. Tolga’nın tüm bedenimde dolaşan dudakları elleri bitiriyordu beni…
          - “Hadi Tolga… İçime gir artık… Dayanamıyorum… Seni içimde istiyorum…” diye inledim.  Bacaklarımı araladı, dizlerinin üstünde yaklaştı. Sikini tutup başını ıslak amımın kapısında, dudakları üzerinde dolaştırdı. İnledim… Kalçalarımı oynatarak kıvrandım, “Hadii… Sok artık…” dedim.
          Kırmadı beni… Yavaşça yüklendi… Ama girmedi hemen… Tüm ıslaklığına karşı amımın girişi zorluk çıkarıyordu kocaman erkekliğine… Biraz daha ıslaklığımı okşadı, aletinin başını ıslattı sularımda… Sonra tekrar bastırdı. Başı girmişti içime… Durdu… Bekledi… Tekrar itti… Yavaş yavaş koca sikini gömüyordu amıma… İnanılmaz bir zevkti yaşadığım… Kendimi kaybediyordum zevkten…
          - “Aaahhh….” diye inledim.
          - “ Beğendin mi Gül abla? Sikim zevk veriyor mu?”
          - “ Deli misin? Zevk de laf mı Tolga? Çok güzelll… Kocamın pipisine alıştı amım… Senin koca sikin kudurtuyor beni zevkten… Ölmek üzereyim…”
          Bütün bedeniyle üstüme yüklendi. Siki dibine kadar amıma girdi bir anda… Boynuna sarılıp tüm vücudumla yapıştım ona… Bacaklarımı beline sardım… Bacaklarımın arasında koca bir et parçası vardı ve beni zevkten, şehvetten öldürüyordu bu kalınlık… Kıpırdanmaya, amımın içinde gidip gelmeye başladı yavaş yavaş… Nefesim kesiliyordu zevkten… Boynuna dişlerimi geçirip tısladım,
          - “Ohhhh… Harikaa… Mmmm… Çok güzel… Hadi hızlan aşkım… Sik beni…”
          - “Hemen değil Gül abla…” dedi nefes nefese kulağıma… “Seni yavaş yavaş sikicem… Kocanın yaptığı gibi sikimi sokup çıkarıp boşalmayacağım sana… Tadını çıkaracaksın yarağımın… Sikilmenin, seks yapmanın ne demek olduğunu öğreneceksin bu gece Gül abla…”
image
          Biraz hızlanıyor, biraz yavaşlıyor, gelecek gibi olduğunda durup bekliyordu. Böyle yapınca da ben zevkten kuduruyor, deliriyordum. Yavaş yavaş kendini geriye çekiyor, sonra hızla, bir anda köküne kadar yarağını içime sokuyordu. Sikinin başının ta diplerime değdiğini, koç başı gibi zorladığını hissediyordum. Vajinamın diplerinde hissettiğim sertliğinin okşamaları beni benden alıyor, kıvranıyor, kendimi sağa sola atıyordum. Kalçalarımı çalkalayınca da daha kötü oluyor, koca siki amımın içinde her yerime değiyor, çıldırtıyordu. Amıma her vuruşunda zevkin yanında acıyla inliyordum. Kocamın hiç değmediği yerlerime değiyordu erkekliği…
          Ve bir erkeklik organı içimdeyken hayatımın ilk orgazmını yaşadım, kendimden geçtim. Bacaklarımı sımsıkı kalçalarına sarmış, indirip kaldırıyor, kalçalarım yatağı dövüyor, haykırıyordum. İnanılmazdı yaşadığım şey…  Dakikalarca sürdü bu zevk… Kendimden geçtim bir süre… Neden sonra kendime geldiğimde Tolga hala içimde, bacaklarımın arasındaydı ve gidip geliyordu yavaş yavaş… Tekrar inlemeye başladım. O volkan tekrar kaynamaya, zirveye yükselmeye başladım. Tolga da sona yaklaşmak üzereydi.
          Tam bu esnada telefon çaldı. İkimiz de durup yatağın yanındaki telefona baktık. Hemen açmadım. Telefon birkaç defa çalana kadar soluğumun düzelmesini bekledim. Konuşabilecek hale gelince elimi uzattım, telefonu kaldırdım. Telefonun diğer ucunda kocam vardı. Sorun var mı, her şey yolunda mı diye aramış. Bu arada Tolga da içimden çıkmamış, üzerime uzanmıştı. Bacaklarımın arasında yabancı bir erkek, yarağını amımın dibine kadar sokmuş vaziyette, uykudan uyanmış sesimle kocama cevap verdim,
          - “Aloo…”  Konuşmaya başladık.  “Erkenden uykum geldi kocacım… Uyuyordum…” dedim.
          Biz kocamla konuşurken Tolga içimde milim milim sikini oynatıyor, yavaş hareketlerle gidip geliyordu amımda… Ağzımı kapatıp zevk inlemelerime engel olmaya çalıştım kocama cevap verirken… Garibim, benim başka bir erkeğin altında sikiştiğimden habersiz, beni soruyordu. Buysa daha çok tahrik ediyordu beni…
          Kocamla konuşurken beni sikmekte olan Tolga ile göz göze bakışıyorduk. Zevkten gözlerimiz kısılmıştı. Dudaklarımızda bir gülümseme… Kocam uzun uzun bir şeyler anlatırken telefonun ahizesini elimle kapatıp fısıldadım,
          - “Memnun musun aşkım? Telefonda kocam var. Ve sen karısını sikiyorsun…”  İnledi sessizce,
          - “Ohhh… Evet Gül abla… Öyle güzel ki… Ahmet abinin karısını sikiyorum yatağında… Altımda zevkten inletiyorum… Haberi yok pezevengin…” diye fısıldadı o da…  Boynuna sarılıp omuzunu dişledim…
          - “Erkeğim benim… Sikemeyenin karısını sikerler… Hadi sik beni… Güzel güzel sik… O koca yarağınla sik Ahmet abinin karısını… Ohhh… Sok yarrağını bana…”
          Kocam hala anlatıyordu telefonda… Arada ahizeyi kapatan parmaklarımı kaldırıp hı… hı… evet… hayır… diye cevaplıyordum onu… Özlediğini söyledi sonunda…
          - “Ben de seni çok özledim kocacım… Yalnızlık zormuş… Bir an önce gelsen keşke… Burda, yatağımızda yalnız yatıyorum, sensiz… Gelsen de sevişsek…” dedim cilveli cilveli… Sanki gelse yapacağımız şeyin adı seksmiş gibi… Vedalaştık,
          - “İyi geceler karıcım, kendine iyi bak…” dedi, kapattı telefonu… Bense ahizeyi elimden fırlatıp attım, içimde gidip gelen Tolga’ya sımsıkı sarılıp kalçalarımı çalkalamaya başladım, amımda hareket edip duran sikini daha çok hissetmeye çalıştım.  Soluk soluğa,
          - “Duydun mu?” dedim. “Kendime iyi bakacakmışım…” Tolga da bütün gövdesiyle üstüme yüklenerek amıma abanırken yanıtladı beni,
          - “Merak etme Gül abla… Ben sana iyi bakarım…” dedi.
image
             Telefonda duraklamamız biraz yavaşlatmıştı hızımızı ama konuştuğumuz hayasız, ar damarı çatlamış sözcüklerin etkisiyle delirmiştim. Tolga da benden daha çok heyecanlanmış ve zevke gelmişti. Sona yaklaşmıştık ve üzerime uzanmış, son darbeleri vuruyordu. Boşalmak üzereydim.
             O da geleceğimi hissetmiş, hızlanmıştı iyice. Ve son hamlede öyle bir yüklendi ki kendini kastı, odanın içini dolduran inlemelerle aynı anda ben de kasıldım. Birbirimizi öylesine sımsıkı sarmıştık ki ikimiz de birbirimizin kolları arasında titreye titreye boşalıyorduk. Döllerinin sıcaklığını amımın diplerinde hissediyordum. Hayatım boyunca böyle bir şey yaşamamıştım.
          Bir süre içimde öylece kaldı. Amım sikini sarıyor, içimde yeni yeni küçüldüğünü hissediyordum.  İçimden çıkmak istemiyor gibiydi. Bacaklarımın arasında boylu boyunca uzanıyordu üstümde… Nefeslerimiz sonunda düzene girdi, sakinleştik. İçimden çıktı, kendini yan tarafıma bıraktı.
          - “Sigaran var mı aşkım?” diye sordu.
          İçim titriyordu o aşkım dedikçe… Kalkıp kocamın sigara paketini çıkardım çekmeceden, iki sigara çıkarıp çakmakla ikisini de yaktım. Çıplaklığımdan utanmak aklıma bile gelmiyordu, öylesine doğaldı ki çıplaklığımız… Tekrar yatağa, sevgilimin koynuna girdim. Kollarının arasına uzanıp onun sigarasını dudaklarının arasına kıstırdım. Pek kullanmadığım halde onunla beraber orgazm sigarası tüttürdük birlikte… Karnının üstüne koyduğumuz fondöten kutusunu küllük olarak kullanıyorduk. 
          - “Tolga, bundan sonra bana abla deme, istemiyorum” dedim. 
          - “Peki aşkım…” dedi. “Bu geceden sonra kadınımsın sen benim… Ablam değilsin…” Uzanıp sigara dumanı çıkan etli dudaklarını öptüm.
          - “İlk defa sevişmekten zevk aldım. Senin sayende aşkım… Ahmet abinin siki çok küçük, senin kadar da kalın değil üstelik… Bir de kendi işini bitirir, benimle hiç ilgilenmez. Senin kollarında kadın olduğumu anladım ilk kez…” diyerek içimi döktüm.  Kulağımdan öperek,
          - “Daha gece sona ermedi aşkım… Sabaha kadar benimsin… Altımda inleticem seni… Halsiz kalıncaya kadar becericem seni…” Sımsıkı sarıldım,
          - “Ne istersen yap… Yılların acısını çıkarmak istiyorum. Ne zaman, nasıl, ne kadar istersen sevişirim seninle…” dedim.
          - “İçine boşaldım.” dedi tereddütle… “Hamile kalırsan?”
          - “Olsun, senin çocuğun, doğururum…” dedim. Endişeyle yüzüme bakıyordu. Gülerek yanağını okşadım. “Merak etme, çocuğum olmuyormuş benim… Korunmamıza gerek yok. İstediğimiz gibi sevişebiliriz yani…”  Elimi uzatıp sikini okşadım, hemen başını kaldırdı yaramaz… “Hatta şimdi başlayabiliriz sevişmeye gücün varsa…”
image
            Sigarasını küllüğe bastırıp etajere koydu. Belimden tutup bir anda üstüne çıkardı beni… Bacaklarımı aralayıp yerleştiğimde çoktan sertleşmiş siki amıma baskı yapmaya başlamıştı. Ne yapmak istediğini kadınlık sezgilerimle anlamış, sikinin üzerine oturmaya başlamıştım bile… Dudaklarımı ısıra ısıra erkekliğini içime aldım. Belimden tutup kendine çekiyordu. Sonunda dibine kadar girdi.
           Biraz bekleyip üstünde hareket etmeye başladım. Yukarı aşağı inip kalkıyor, ucuna kadar çıkıp dibime kadar içime alıyordum. Giderek hızlandım, ıslak amımın içinde yağ gibi kaymaya başladı erkekliği… Başını kaldırıp memelerimi yalıyor, uçlarını emiyordu ben üstünde gidip gelirken…
image
Zevkten deliriyordum yine… Bir kez daha sarsılmaya, orgazm olmaya başladım. Sonunda üstüne yığılıp kaldım. Yana devrilip iki büklüm oldum. Bacaklarımı kasıyor, hala devam eden orgazm kasılmalarının zevkini çıkarıyordum.
          Sabaha kadar seviştik. Duş yaptık, banyoda arkamdan girdi… Duştan çıktık, yatağın üstünde domalttı beni, kalçalarımdan tutup amıma girdi. Bu kez değişik açıdan amıma giren erkekliği zevkten delirtti beni… Sabaha kadar seviştik kısacası… Uzun uzun seviştik… Durduk, dinlendik, sikiştik. Ben erkeksiz, o kadınsız geçen yılların acısını çıkarırcasına seviştik. Banyoda bir kez de arkadan, minik deliğimden becerdi. Çığlıklarıma aldırmadan arkamın kızlığını bozdu. Onun zevkini de yaşattı bana…
          image
          Sabah güneş doğarken sızıp kaldık yatakta… Öğlene kadar ölü gibi uyuduk. Uyandık. Çırılçıplak evin içinde dolaştık, oturduk, kalktık, mutfakta yemek yedik. Evin her köşesinde, her odasında seviştik.  İki gün boyunca yeni evli balayı çiftleri gibiydik. Hiç durmadık. Öpüşüp koklaştık, seviştik. Ertesi gün kocam gelecek diye zorla ayrıldık birbirimizden…
          İki yıla yakın bir zaman boyunca sürdü ilişkimiz… Fırsatını bulduğumuz, canımızın çektiği her anda birbirimizin kollarına koştuk. Fakat sonunda ailesiyle beraber taşındı, birbirimizi kaybettik. Şimdi hayata küsmüş gibiyim. Bir kenara çekilip saatlerce Tolga ile yaşadığımız sevişmeleri anıyorum. Mutfakta yemek yerken o yemek masasında bana yaptıkları…
image
          Kocamla yatarken o yatakta yaşadığımız orgazmlar… Kocamın çükü içimde gidip gelirken, Tolga’nın içimi dolduran kalınlığı… Kocamın leş gibi içki kokusundan iğrenirken, burun deliklerimde Tolga’nın erkek vücudunun salgıladığı beni tahrik eden erkek kokusu…
          Fakat yapacak bir şeyim yok. Ya böyle yaşamaya devam edeceğim, ya da kendime geleceğim. Çıkıp kendime bir şekilde yeni bir Tolga bulacağım. Onun gibi bir erkek… Beni doyuran, beni yaşatan, beni kadın yapan bir erkek… Bekliyorum… Her an karşınıza bir Gül çıkabilir, gözleriyle sizi süzen, tartan, aranan… Benim o…
image

Kocam Erken Boşalıyordu, hallettim…

image
         Ben 26 yaşında, sarışın, bakımlı, seksi ve evli bir kadınım. Evin geçimine yardımcı olmak için, iyi bir ailenin 1 yaşındaki kızlarına bakıyordum. Berna hanım hastanede çalışıyor, kocası Mete bey ise bir fabrikada müdür…
          Benim de kocamla mutlu bir birlikteliğimiz var. Fakat kocamla seks yaşantımızda ilk başlarda sorun olarak görmediğim erken boşalması, gün geçtikçe benim için problem olmaya başladı. Tam kocam beni güzel güzel sikerken, ben olaya motive olmuşken kocam hemen boşalıyordu. Ben ise orgazm olamadan öylece kalıyordum. Kocama, bir doktora görünmesini ve bu erken boşalma meselesine bir çözüm bulmasını defalarca söylediğim halde hiç oralı olmuyordu.
          image
          Berna hanımla yaptığımız kadın kadına bir sohbet esnasında laf arasında bana kocasından şikâyet etmişti. Detayını anlatmak istemese de, üstü kapalı söylediklerinden anladığım kadarıyla kocasının çok iri bir penisi vardı ve her ilişkileri kesintisiz en az bir saat sürüyordu.  Tam kocamın erken boşalmasından dertli olduğum günlerde bunu duymak beni delirtti. O günden sonra artık ben de Berna gibi sikilmek istiyordum. Ne eksiğim vardı benim? Gençlikse gençlik, güzellikse güzellik, seksilikse seksilik… 
          Artık her gördüğümde Mete beye farklı gözle bakıyordum. Hiçbir şeyden haberi olmayan adamı iyice gözüme kestirmiş, niyeti bozmuştum. Mete Bey eve eşinden iki saat önce geliyordu. Ben Berna Hanım gelene kadar evden ayrılmıyordum. İşim zaten ağır değildi. Mete Bey eve gelmeden önce kendime çeki düzen veriyor, güzel ve iri göğüslerimi, kalçalarımı ön plana çıkartmaya, güzelliklerime dikkatini çekmeye çalışıyordum.
         image
          Yavaş yavaş amacıma ulaşmaya başladım. İlk başlarda bana ilgisiz gibi görünen Mete beyin vücuduma gizli kaçamak bakışlarını yakalamaya başladım. İçim içime sığmıyordu. Dikkatini çekmeyi başarmıştım. Mete Bey çok yakışıklı bir adamdı. 1,85 boyunda, geniş omuzlu, fit bir vücuda sahipti. Her gece rüyalarımda Mete beyle deliler gibi sevişiyordum ve onunla artık gerçek anlamda da sikişmek istiyordum. Bunu da bir şekilde halledeceğime emindim.
          Bir sabah kalktım, duşumu aldım, vücut bakımımı yaptım, pırıl pırıl oldum. Üzerime dekoltesi bol olan bir elbise giydim. Şans benden yanaydı, Mete bey normalde eve saat 5’te gelirken, o gün saat 3’te gelmişti. Çok heyecanlandım. Kapıyı açtığı gibi dudaklarına yapışmamak için kendimi zor tuttum.
           Biraz sohbet ettikten sonra Mete Bey geniş salonun bir köşesinde bilgisayarının başına oturdu, ben de bu arada kızları Ece’ye yemek yediriyordum. Aklıma o anda bir cinlik geldi, Ece’nin tabağındaki bütün yemeğini üstüme döktüm ve Mete beyin duyacağı şekilde hayıflanmaya başladım. Mete Bey işini bırakıp telaşla,
           “Hayırdır Gül, ne oldu?” diyerek yanıma geldi. Baştan aşağı yemek bulaşan elbisemi göstererek,
           “Üstüme baştan aşağı yemek döküldü Mete bey… Bu halde dolaşamam, silmekle de olmaz, mutlaka elbisemi yıkamam lazım…” dedim.  
          “Hay Allah, ne yapsak acaba?”
          “Şey, elbisem kuruyana kadar bana giyecek bir şey verir misiniz?” 
          “Tabi, ne demek canım? Geç, yatak odasından bir şeyler geçiriver üzerine, yabancı değilsin nasıl olsa…” dedi. Üzerine basa basa söylediği “Canım” sözcüğünü onun dudaklarından duymak bile eritti beni o anda…
          image
          Mete beye teşekkür ettim ve yatak odasına gittim. Giysi olarak gardroptan eşinin geceliklerinden birini seçtim. Seçtiğim gecelik özellikle en seksi olanlarından, askılı, kısa, kırmızı saten bir gecelikti.  İşte fırsat bu fırsattı. Artık ok yaydan çıkmıştı. Banyoya gidip sütyenimi çıkarttım ve bütün vücudumu sergileyen geceliği giydim. Kendi elbisemi de şöyle bir yıkayıp astım, salona geldim. Mete Bey bilgisayarın başında beni ilk gördüğünde bakakaldı. Herhalde beni eşinin normal günlük giysilerinden biriyle görmeyi bekliyordu. Seksi gecelikle görünce gözleri faltaşı gibi açıldı.
         ”Mmm.. Yakışmış bu gecelik sana…” dedi beğeniyle…
         ”Teşekkür ederim. Elbise kullanmayayım yarım saat için, gecelik de işimi görür diye düşündüm…” dedim. Daha söylerken bana bile mantıksız geldi mazeretim ama aldırmadım hiç..
         image
          Mete Bey zorlukla başını çevirip işine devam etti. Ben de üzerimdeki gecelikle koltuğa oturmuş, kucağımda çocukla uğraşıyordum. Bacak bacak üstüne atmıştım. Zaten kısa olan gecelik bu hareketimle iyice kısalmış, bacaklarımı tüm güzelliğiyle meydana çıkarmıştı. Külodumu görmesini sağlamak için de çocukla beraber kıpırdanıp duruyor, ara ara bacağımı indirip kaldırıyordum.  
           Berna Hanımın bir beden küçük geceliği kalçalarımı, belimi germiş, sütyensiz diri memelerim askılı geceliğin üst kısmını zorluyordu. Mete Bey oturduğu yerden heyecandan terlemeye başlamış ve kaçamak bakışlarla bilgisayarın arkasından beni süzüp duruyordu, farkındaydım. Fazla oyalanmadan Ece’yi odasına götürüp uyuttum ve tekrar salona geldim. Mete beyin sandalyesine arkadan yanaşıp,
           “Ece uyudu. Siz bir şey içmek ister misiniz Mete Bey?” diyerek, geceliği geren, taşan göğüslerimi hafifçe omuzlarına dokundurdum. Üstten bakınca sikinin kazık gibi olduğu belli oluyordu. Başını çevirip,
           “Evet Gül, çay olabilir…” dedi ama o anda göğüslerimle de burun buruna gelmişti. Ben de az değilim hani, nerdeyse adamın ağzına dayamıştım göğüslerimi… Göğüslerime sürmüş olduğum parfüm çıldırtmıştı Mete beyi. Alnı terlemiş, parfümü içine çekmek istercesine derin derin nefes alıyordu. Öyle biraz daha kalsam göğüslerimi yalamaya başlayacaktı. Mete beye davetkâr bir şekilde gülümseyip,
           “Ben çayınızı hazırlayayım.” dedim ve mutfağa gittim… Bardakların olduğu dolabın kapağını açarak, sanki ulaşamıyormuşum gibi dolaba uzandım ve “Mete bey, bardaklara ulaşamıyorum, yardım eder misiniz?” diye seslendim.  
          image
          Tabii boyu zaten kısa olan geceliğin arkası yukarı toplanmış ve tangam görünüyordu. Mete Bey gelip arkamdan dolaba uzanınca, sert siki kalçalarıma yapışmıştı. Ben istifimi bozmayınca biraz daha yüklendi arkama… Biliyordum, benim onu istediğim gibi, o da deli gibi beni istiyordu. Ben de kalçamı kaçırmak yerine sikine bastırınca, bardakları tezgâhın üzerine bırakıp ellerini vücudumda gezdirmeye ve okşamaya başladı. Göğüslerimi sıkmaya başladığında benim de zevk sularım gelmeye başlamıştı. Beni tezgâha sıkıştırmış, arkamda sürtünüp durarak kalçalarıma dokunan penisinin sertliğini hissettiriyordu.
            Birden döndüm ve çılgın gibi öpüşmeye başladık. Bir yandan öpüyor, bir yandan elleri yarı çıplak vücudumda, geceliğin altında dolaşıp duruyordu. Memelerimi ince kumaşın üzerinden avuçlayıp sıkıştırıyor, uçlarını ovalıyordu. Ben de sımsıkı yapışmıştım ona… Demin kalçalarıma batan önündeki sertlik, şimdi kasıklarımı oymaya başlamıştı. Bu şekilde bir süre öpüştükten sonra bana,
           “Yeter artık dayanamıyacam Gülüm, benim olmalısın!” dedi. Saçım başım dağılmış, emip durduğu dudaklarım şişmiş vaziyetteydi. Nefes nefese,
           “Ben de seni istiyorum Mete! Ne yapacaksan yap bana…” dedim.
           Hışımla beni kucağına aldı ve yatak odasına götürdü… Geceliği tek hamlede üstümden sıyırdı, ayakta sadece tangamla kalmıştım karşısında… O da soyundu. Gözlerimi sikinden alamıyordum. Taş kesilmiş siki hakikaten Berna hanımın dediği kadar vardı.
          O da çıplak vücudumu seyrediyordu. Elimi tutup havaya kaldırdı, ben de yavaş hareketlerle etrafımda dönüp her yerimi onun aç gözlerine sundum. Arkamı dönüp dolgun kalçalarımı, önümü dönüp kasıklarımı onun güzel erkekliğine sürttüm. Dayanacak hali kalmadı azgının… Beni bir hışımla yatağa uzatıp üstüme geldi. Göğüslerimi yalıyor, emiyor, ısırıyor, bir yandan da elini tangamın içine sokmuş, amımı okşuyordu. Ben ise gözlerimi kapatıp kendimi ona bırakmış, zevkten ölüyordum.
          image
          Göbeğimi öperek yavaş yavaş aşağı indi. Tangamı çıkarttı ve daha dün traş ettiğim amımı öpüp koklamaya başladı. Amımın dudaklarını ayırıp amımı, klitorisimi yalamaya başladı. Yalamak değil, resmen diliyle sikiyordu beni… Zevkten bayılacak gibiydim, inliyor ve çığlıklar atıyordum. Daha sikini tatmadan, amımı yalarken müthiş bir orgazm oldum. Uzun zamandır yaşamadığım duyguları yaşamak mükemmel bir şeydi…
          image
           Sakinleştikten sonra o güzel yarrağını ağzıma verdi. Her yerini yaladım, emdim. Artık o yarrağı amımda istiyordum, resmen amım zonkluyordu. Yarrağının mantar gibi başını amımın dudakları arasına sürterek,
           “İstiyor musun aşkım?” dedi.
           “Evet aşkım, halimi görmüyor musun? Sok artık… Çok istiyorum… Deli gibi istiyorum!” dedim. Elimle kavrayıp telaşlı hareketlerle amıma hizalamaya çalışıyordum. O ise oynuyordu benimle.. Ben çekiştirip dururken o kendini geriye çekiyor, içime, istekle yanan amıma sokmuyordu sikini…
          “Nasıl, beğendin mi yarrağımı?” dedi gülerek…
          “Aptal şey…” dedim. “Beğenmemek mümkün mü bu canavarı? Karın biraz anlattı nasıl olduğunu…  O günden beri hep bunu istedim ben… Bu yarağı yemek istedim, hayalini kurdum. Hadi sok artık bunu amcığıma… Bekletme… Sik beni… Yalvartma…”
          “Evlisin sen Gül. Kocanın siki yetmiyor mu sana?”
          “Hayır, yetmiyor. Beş dakikada, erkenden boşalıp içimden çıkıyor hayvan… Beni ne hale getirdiğinin farkında bile değil öküz… Hadi artık, başla diyorum sana… Sik artık beni… Doyur…”
          image
          Birden yüklenerek içime girdi. Acıyla karışık zevkle çıldırıyor, deli gibi inliyor, bağırıyordum. Rüyalarım gerçek olmuştu ve Mete Bey kendi evinde, kendi yatağında beni sikiyordu. Yaklaşık yarım saat boyunca içimden hiç çıkmadan sikti beni… O kısa sürede koca yarağıyla üç kez orgazma ulaştırdı. Sonuncu orgazmdan sonra, içime boşalmadan çıktı ve göbeğime fışkırttı. Abartmak istemiyorum, herhalde yarım çay bardağını doldururdu dölleri… Boşalmasına rağmen siki daha inmemişti, kazık gibi duruyordu. Döllerini göbeğime ve göğüslerime sıvadıktan sonra sikini tekrar yaladım…
          Ben bitti zannediyordum. Ama o kadarla kalmadı. Kısa süre sonra  tekrar sevişmeye başladı benimle… O gün eşi Berna hanımın eve geliş saatine kadar defalarca sikiştik, her pozisyonda sikti, doyurdu beni… Ertesi günlerde de bu sikişmelerimiz devam etti. Ama artık çocuklarına bakmıyorum. Mete bey garsoniyer gibi bir daire kiraladı, haftanın 2-3 günü orda buluşup, istediğimiz her şeyi yapıyoruz. Maddi anlamda da beni mükemmel yaşatıyor, artık çok daha mutluyum. Bir şeyden haberi olmayan kocamla da aram gayet iyi…  Artık kocamın erken boşalmasını hiç kafama takmıyorum, nasıl olsa Mete var. Koca yaraklı, sikici erkeğim beni müthiş orgazmlara uçuruyor.